14 Kasım 2016 Pazartesi

Pisa'nın Eğik Başı

Eğmişti başını orta çağın en kasvetli yerinde Pisa,
Ama yıkılmadı ayakta hani, tek kaşlı bir Mahsun şarkısında.
Kırmızı pelerinin dikişlerine saklamış aşkını süper kahramanımız

Öldü çok siyah beyaz bir sinema salonunda.
Burada Baba; Müslüm, orada Cohenlerin Leonard.
Haykırdım sonunda kravat düğümlü suratlara.
Sağım solum önüm arkam mezarlıkmış be Usta.


Sağ solu karıştırma dedi Ustam,
Kaldırdı kafasını, baktı yüzüme,
Aşkı da boş ver dedi, politikayı da.
Çay demledim taze, 
Yak bir sigara ve,
Doldur bardağı dedi.

-Büyüksün be Usta…

Dahi anlamında ki –de bile ayrı yazılırken
Biz neyin kafasını yaşıyoruz be sevgilim.
Oğuz Atay’ı da fazla meşhur ettiler yeniden.
Modern açıklaması ile “esinlenmiş” Sururi Ermete’ den.
Belli ki çalmış o romanı ama tutmamış be hafız.
Parlamente yine zam geldi, bomonti hala küflü.

Göğüs kafesinin orta yerin de canlı bomba duruyor
Suriye’ymiş etnik kökeni, o halde U.S.A olmalı pimi
Fakat cami çıkışında sesleniyor: “Ene Ümmi”
 
Şu parlament yine zamlandı ama neden?
Ne istiyor ulan şu Gürcü bizden. 
Zam Allah zam, geçti yine içimizden.
Boş ver şimdi bunları, kalk giyin de gidelim. 
Bizi bekler Karacaahmet.
Cemevinin hemen yanındaki kapıdan girip 
     ortak bir fotoğraf karesinde buluşuruz önce, 
     sağ ellerimiz havada.
Sonra bayır aşağı koşturarak kız kulesine kavuşmak gerek.
Sakın kuleye karşı fotoğraf çekineyim deme, 
Çünkü hala çok klişe…

Neler saçmalıyorum yine be sevgili.
Sadece bir rüyadan ibaretsin biliyorum.
Sabah kahvaltısında karşımda oturan hayalinle ettiğim 
      muhabbetler sayılmazsa şizofren de sayılmam hani.

Hayır, biz “elbet bir gün buluşacağız” lakin
Dahi anlamındaki –de’ye yetmiyor şeklim…


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder