30 Kasım 2016 Çarşamba

Dev Smokin

Yazmak ve de anlatmak vagonundan trenin
Susmak ve de atlatmak raylarında kaderin
Zift kokuyor gözlerin ciğerlerin soluyor
Bak intihar ediyor dev gibi bir smokin

Keskin Nişancı

Çok iyi nişancıdır depresyondaki katil
Bir otel odasının açık penceresinde
Şu ahmak kalabalık bir sürüye muadil
Karanlık bir zulada maktulün gözlerinde.

Bir maskara kürsüde cübbesi kan içinde
Eşitlikten dem vurup tükürükler saçıyor
Babası çok zenginmiş utanmıyor ki birde
Kızına sulanırmış katli vacip olmuyor.

Yalanlar istemiş halk, kral ise çok çıplak.
Kalabalık alkış da bir seçim salonunda
Konuşması gereken çocuk ise koşarak
Kıtayı terk ediyor bir saray balkonunda

Çok afilli bir hayta edebiyatta aslan.
Mübalağa ediyor Vals kokan bir salonda
Sigaraya zam verip tütün ekiyor başkan
Bir Arap kadının eteğinin ardında

Şimdi haykır geceye şarjör sesi inlesin
Et artık isyanını devlet baba duymuyor
Nasılda yakışıklı çok nişancı bir keskin
Üç kitabın üçü de şu faile kalıyor. 

Bugün tüm zamanların faili ulu Tanrı
Teknoloji yoluyla ulaşmalı ayetler
Şimdi ki sözcülerin hepsi adi, yalancı
İşte volta atıyor minareden nameler.

15 Kasım 2016 Salı

Doktor İsmail ve İhtiyar

Doktor İsmail’le konuştum bugün.
Doktor dedim tam hatırını soracakken
Dolar dedi elinde ki gazeteyi göstererek.
Yine fırlamış.
Fakat bütün köşe başları tutulmuş haytalar tarafından.
Torba tutulur olmuş en şahane metropol medyasından.
“İyidir gitmek” dedi sahildeki ihtiyar
Şarap ve nikotin karışımı bıyıklarının altından döküldü sözcükler
“Gitmek evlat” dedi.” Sonu ne kadar meçhul olursa olsun
Bilmesen de nereye varacağını gitmek bazen en iyisidir”
Yollar var son kahvenin bardakta ki kirinde.
Yollar, yollar görüyorum zeytin yeşili gözlerinde.
Biraz deniz kokusu yakıyor ciğerlerimi
Ah be Doktor İsmail. Yaktın bütün geleceğimi.
Bir sen yaktın, bir de sahildeki ihtiyar
Ay tutulmasının ruhuma çizdiği tuvali.

Memnun musunuz ulan yırtık tuvalin kan damlalarından
Küflü bir hayatın ömrüme çizdiği aşk şarkısından.
İyi ki bir âşık olalım dedik bir çift yeşil göze
Milyon tane bela dert saçıldı ömrümüze.

Şimdi Doktor İsmail’i dinliyorum gözlerim çok kapalı.
Kıskanma İstanbul, kıskanma orhancığım veli.
İsmail Doktor ikinizden de daha delikanlı...

14 Kasım 2016 Pazartesi

Pisa'nın Eğik Başı

Eğmişti başını orta çağın en kasvetli yerinde Pisa,
Ama yıkılmadı ayakta hani, tek kaşlı bir Mahsun şarkısında.
Kırmızı pelerinin dikişlerine saklamış aşkını süper kahramanımız

Öldü çok siyah beyaz bir sinema salonunda.
Burada Baba; Müslüm, orada Cohenlerin Leonard.
Haykırdım sonunda kravat düğümlü suratlara.
Sağım solum önüm arkam mezarlıkmış be Usta.


Sağ solu karıştırma dedi Ustam,
Kaldırdı kafasını, baktı yüzüme,
Aşkı da boş ver dedi, politikayı da.
Çay demledim taze, 
Yak bir sigara ve,
Doldur bardağı dedi.

-Büyüksün be Usta…

Dahi anlamında ki –de bile ayrı yazılırken
Biz neyin kafasını yaşıyoruz be sevgilim.
Oğuz Atay’ı da fazla meşhur ettiler yeniden.
Modern açıklaması ile “esinlenmiş” Sururi Ermete’ den.
Belli ki çalmış o romanı ama tutmamış be hafız.
Parlamente yine zam geldi, bomonti hala küflü.

Göğüs kafesinin orta yerin de canlı bomba duruyor
Suriye’ymiş etnik kökeni, o halde U.S.A olmalı pimi
Fakat cami çıkışında sesleniyor: “Ene Ümmi”
 
Şu parlament yine zamlandı ama neden?
Ne istiyor ulan şu Gürcü bizden. 
Zam Allah zam, geçti yine içimizden.
Boş ver şimdi bunları, kalk giyin de gidelim. 
Bizi bekler Karacaahmet.
Cemevinin hemen yanındaki kapıdan girip 
     ortak bir fotoğraf karesinde buluşuruz önce, 
     sağ ellerimiz havada.
Sonra bayır aşağı koşturarak kız kulesine kavuşmak gerek.
Sakın kuleye karşı fotoğraf çekineyim deme, 
Çünkü hala çok klişe…

Neler saçmalıyorum yine be sevgili.
Sadece bir rüyadan ibaretsin biliyorum.
Sabah kahvaltısında karşımda oturan hayalinle ettiğim 
      muhabbetler sayılmazsa şizofren de sayılmam hani.

Hayır, biz “elbet bir gün buluşacağız” lakin
Dahi anlamındaki –de’ye yetmiyor şeklim…


Parkasız Slogan

Kötü adammışız.
Bu muhteşem çağın kötü başlığı altına alınabilecek nadide şahıslardanız


Güneşin ve ayın trafik ışıklarına takılıp, 
     alkol muayenesinde terslendiği bir caddenin asfaltındaki, 
     üç santimetrelik bir çukuruz belki de.
Fiyakalı bir gecenin artistik bir köhne köşesinde, 
     şehrin kaymakamının kürdilihicazkâr makamında 
     sayıkladığı bir toplantıya inat mırıldanılmış bir şiirin 
     çatallı ses tonunda atılmış parkasız sloganıymışız biz.


- Esenlikler diliyorum başkan bey. Bir sorum olacaktı.
Ne cümleymiş, ne soruymuş bitmedi be arkadaş. 

Sanırsın ki cinayet işlenmiş Jüpiter’in Merkez Camii sokağında. 
“the imam” yazıyor müfettişlerin üniformasında. 
Yanlış anlaşılmasın, konunun mahalle imamı ile yok alakası.
Emekli Albay ile komik oluyor hani çirkin sesli saba makamı.

Kötü adammışız. Hani az zorlasan 
örgüt üyeliğinden dava bile açarlar arkamızdan.
Az zorladılar, iddia makamı Vali Şahap 
şimdilerde kodeste, hem de
örgüt üyeliğinin verdiği bir heyecanla.
Kırışık üniformalı yetkili bir abinin sigara kokan ellerinde titriyor telsiz.

-Seviyorum merkez. Âşık oldum. 
Dün gece rüyamda gördüğüm o yeşil gözlü kıza tutuldum.


Kaldırım taşlarına vuran sarı sıcak ışığın altında gölge oyunları oynarken oldu her şey.
Ağır aksak bir türkü mırıldan Neşet Babadan.
Kendi sesimin telsizde ne işi var ulan.
Tutuklandık yine dün gece bir kıza, karakolun en küflü en sigarasız alanında.
Harbiye marşı eşliğinde çok özel harekâtlar amirim bunlar.
İçerisi küflü bomonti kokuyor buram buram. 
Çengel bıyıklı abiler ile pos bıyıklı biraderlerin arasında sıkışıp kalmış memleket gündemi.
Ama asıl liste başı; badem bıyıklı çirkin abileri.
Biraz banka kredisi, biraz politika, bir de bizim dergi işleri.
Yine başımıza bela oldu sizin Mevlana Hazretleri.



Kızdırmayın Ulan Zeki Müren'i

Hadi bana bir şiir söyle
Yeniden başlasın ömrüm
Araya sıkıştır çok kederli bir şarkı
Yanına biraz hüzün ekle 
              anason aromalı
Saat kulesinden aşağı savur bütün hayallerimi
Hadi be kırma beni gözleri zeytin yeşil
Gel kıralım iki kadehin belini
Vuralım birbirine kelimeleri 
Zehir zemberek dertleşelim 
Unutup bütün dertleri
Azıcık küfredelim böyle senaryonun içine
Her yanımız entrika, gerilim kokuyor her köşe
Hadi bana bir şiir söyle
Yeşil gözlerini dik gözlerime…

Tut ellerimden şuradan atalım kendimizi 
En afili rüyanın orta yerine
Atma sakın o kadehi elinden
Zeki Müren kızacak belki ama atma ellerinden
Eski İETT şoförünün kanun hükmü kararnamesi 
etti hayallerimizin içine
Bir İtalyan kesim takım elbise, 
uçurduk memleketi bir kol saati ile 
Demokrasi tarihinin gözle görülmeyen zirvesine.
Bunlar suni gündem elbette.
Deniz’in parkalı fotosu ile örümceklenen beyinlere…

Ağzın şimdi anason kokuyordur uzak dur meyhaneden
Demokrasimiz için çok yüksek sesler çıkıyor

Süngülerimizin takılı olduğu minareden.
Herif bir minare şiiriyle aldı ele memleketi 
minare deyip geçme
Deyimler sözlüğünün gölgesinde eskitelim aşkımızı
zaten şekspirde sünnet ehli çıktı
kafası fesli birinin dediklerine göre...

Şimdi allah belasını versin efes pilsenin de
Burçin'in gönlü başkasındaymış bugün öğrendim,
kardeşi var dediler bir tane. 
Biraz da onu sordum google hazretlerine.
Evli dedi, bize yakışmaz dedim.
Attım içime.
Neyse ki hepsi geçecek sorgu odasının birinde.


meram-yaka

Bugünler de en fiyakalı mısranın adı; Meram-Yaka.
Yaka dendiğine bakma, 
var hani tarihi bir tarafı da.
En dumanlı kafaların yaslandığı göğüslerde birer rozet.
Fakat yine en efsane serserilikler şehrin tam ortasında.
Ama biraz sapa.
Üniversite mahallesinin tam karşısında ki raylarda.
Cadde de denk gelmiş iki sevgiliyiz bugün.
Biraz kımız, biraz dombra.

Çok Türkçe şekillerle felsefe yapmaya çalışma.,
Çıkar çok makam sahibi bir Gürcü karşına.
Alır gömlek cebinden bir paket sigara.
Hangi sloganı istiyorsan yapıştır tuvale.
Paletin olmuş siyah beyaz bir fiyaka.
Söyle, hangi kırk sekiz sayfalık kitapçık kaldı aklında.
Birkaç ahşap sedir, bir kitaplık.
Sisler içinde yolda yürüyen bir parka.
Biraz stres, biraz sis bir de sigara.
Bugünkü en fiyakalı mısranın adı;
bir çift yeşil gözü hayal eden bir hayta.
Hayta dediğime bakma, 
var hani romantik bir tarafı da.


En dumanlı şiirlerin okunduğu bir çatı katında.
...